Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |
bitkisel tedavi yöntemleriRSSYorum RSS
Yazılar

Prostat Kanserinin Belirtileri 

 Prostat kanseri erkeklere has prostat guddesinde  ortaya çıkan bir kanser türüdür.Prostat guddesinin görevi spermin hareketini ve desteklenmesini sağlayan meni sıvısını salgılanmasını sağlamaktır.

Prostat kanseri her erkekte ortaya çıkabilir ama bazı faktörler risk faktörünü arttırmaktadır.50 yaş üzeri erkeklerde görülme riski artmaktadır.

Yağlı beslenme ve şişmanlıkta prostat kanseri oluşma riskini arttıran faktörlerdendir.Ayrıca ailesinde prostat kanseri görülen kişilerlerde de görülme oranı daha fazladır.

Özellikle risk taşıyan gruplarda olan erkekler prostat kanserinin belirtileri konusunda dikkatli olmalıdır.Bunların başlıcaları acil idrara çıkma ihtiyacı ve idrar yapmaya başlama güçlüğüdür.Prostat kanseri olan bir erkekte alt kasık bölgesinde ve kalçalarda devamlı bir ağrı ortaya çıkabilir.

Yavaş ve damla damla idrar yapmak veya akıntının kesik kesik olması da prostat kanserinin belirtileri arasındadır.Bazı erkeklerde sıklıkla gece idrarını yapma veya idrar kesesinin hep bir gerçek boşalma olmaması hisside ortaya çıkabilir.Ek olarak acı hissedebilirler ve idrarda kan görülebilir.

Bazı hastalar acılı boşalma yaşayabilir.Bunların beraberinde sebepsiz kilo kaybı görülebilir.Bazı prostat kanser vakalarında ise malesef bu belirtiler hiç ortaya çıkmaz.Bu sebeple prostat kanseri genelde vücuda yayıldıktan sonra geç teşhis edilebilir buna rağmen erken teşhis durumunda çok yüksek oranlarda iyileşme sağlanmaktadır. 

Kordan Kanı 

Bebek anne karınında kendisi için gerekli besinleri oksijeni kendisini anneye bağlayan kordon vasıtası ile temin eder.Kordonda kalan kana ise kordon kanı denilmektedir. Kordon Kanında kök hücre adı verilen ve kan üretiminde ( ak kan hücresi , kırmız kan hücresi) kullanılabilecek en küçük mikro organlar yer alır. 

        Son dönemde bebek bekleyen aileler reklamlarla , tanıtımlarla hayat boyu sadece bir şansları olduğu yönünde yönlendirilmektedir.Bunun çocuğa herhangi bir olumsuz etkisi yoktur ama genelde bu kar amacı güden firmalar için yapılmaktadır. 

Günümüzde kök hücreler lösemi ve bazı metabolik problemlerin tedavisinden kullanılmaktadır kordon kanı mevcut değil ise kendilerine uygun bir kök hücre kaynağı aramaktadırlar.Kordon kanı saklanmasının böyle bir faydası olmaktadır.

Sağlık bakanlığımızda son dönemde bir uyarı yapmıştır bu konuda ve “Bilimsel gerçeklere dayanmayan ve aileleri adeta baskı altına alan tanıtım faaliyetlerinden insanlarımızın doğru bilgilerle donatılarak korunması önem arz etmektedir” denilmiştir 

Lazer İle Göz Ameliyatı(Lasik) 

Bütün ameliyatlar gibi lazer göz ameliyatıda hasta açısından bazı riskler taşır.Lazer göz ameliyatları üzerine uzmanlaşmış coğu cerrah herkesin tamamen düzeltilmiş bir görüşe kavuşmasının mümkün olmamasına rağmen , ciddi komplikasyon riskinin düşük olduğunu söyleyecektir.Bu doğru olmasına rağmen , bazı komplikasyonlar konusunda çok ciddi olarakdüşünmek gereklidir. 

 En yaygın olan komplikasyon görüşün düzelmemesidir , lazer göz ameliyatı geçiren bazı hastalar ikinci bir ameliyata ihtiyaç duyabilir.Diğer olası komplikasyonlar olarak ise artan göz kuruluğu şikayetleri , bulanık gece görüşü sayılabilir.Bunlara ek olarak ise bazı hastalarda eskisine nazaran daha kötü görüş ortaya çıkabilir.Bunlar lazer göz ameliyatı olmadan önce önemle göz önünde tutulması gereken risklerdir. 

 En ciddi komplikasyonlar ise çok seyrektir ama rastlanılmıştır.Bunlar ise korneanın zarar görmesi ve görme kaybıdır.Tekrar belirtelim bunlar çok seyrek olmalarına rağmen oldukça ciddi risklerdir ve ameliyatı yapan doktor tarafından ameliyat öncesinde size muhakkak açıklanmalıdır. 

 Bu sebeple bütün bu riskleri göz önünde tutmalı ve ona göre kararınızı vermelisiniz.Sonuç olarak bu ameliyatı  karşılayabiliyor , yeterliliğine inandığınız bir doktor bulduysanız ve rahat hissediyorsanız , ve bütün bu riskleride göz önünde tuttuğunuzda ameliyatın size sağlayacağı fayda baskın durumda ise kararınızı vermişsiniz demektir.Elbette lazer göz ameliyatı en tehlikeli ameliyat değildir ama hata riski sıfırda değildir. 

Kontaks Lens Kullanımı 

- Yeni Lens Kullanmaya başlayanların en çok yaşadığı sorun gözde kuruluk hissidir , bunun önüne geçmek için nemlendiri solüsyonlar kullanabilirsiniz.

- Kontakt Lensiniz gözünüzdeyken gözünüzü ovmayınız - kaşımayınız

- Kontakt lens kullanımın da en çok dikkat etmeniz gereken temizliktir , gözünüzle birebir temasta bulunan bir yabancı cisim olduğu için bu konuda özen göstermelisiniz.Kontakt lensinize dokunmanız gerektiğinde mutlaka ellerinizi yıkayınız.

- Eğer gözünüzde fazla miktarda kızarıklık ve kaşıntı olursa doktorunuza danışınız.

- Yanınızda solüsyon olmadığı durumlarda başka nemlendiriciler kullanmayınız (bilhassa tükürük vb)

- Üreticisi belli olmayan kalitesinde emin olmadığınız kontakt lensleri almamaya özen gösteriniz.

- Denize veya Havuza girerken lens kullanmayınız.

Sağlıklı ve Mutlu Görüşler 

 

Kas Kasılmalarına ve Kramplar 

Herkes hayatı boyunca bir kaç kez kas krampına maruz kalmıştır.Bu anlarda kaslarınız kasılır ve sizi hareket edemez bir halde acı çinde bırakır.

Kramplar genelde bacaklarda,kollarda ve sırt bölgesinde oluşur.Sebepleri arasında zorlamak , zedelenmek ve kasların dehidrolize olması ve çok uzun süre aynı pozisyonda hareketsiz kalmak sayılabilir.Bu durumda evde yapabileceğiniz bazı tedavi yöntemleri mevcuttur.

1- Hafif Masaj : Kramp giren bölgeyi kasların doğrultusunda yavaş yavaş ovuşurun.Bu kan dolaşımını arttırarak kasılan kasları rahatlatır.

2- Sıcak Banyo : Sıcak bir duş veya ılık bir banyo yapın.Sıcak suyu kramp giren bölgede uzun süre tutun.Suyun sıcaklığını dayanabildiğiniz kadar sıcak tutun bu kaslarınızın gevşemesini sağlayacaktır.

3- Germe : Baldır bölgesinde ki kramplar için ayak parmaklarınız yukarı doğru olacak şekilde bacağınızı kafanıza doğru çekin ve bu pozisyonda 30 saniye kadar durun.

4- Soğuk ve Sıcak Tedavisi : Kramp giren bölgeyi buz ile beş dakika kadar veya kızarana kadar ovun , kızarması kan hücrelerinin kasları ısıtması anlamına gelir.Alternatif olarak ise sıcak su torbası ile kasları gevşetmeyi de deneyebilirsiniz.

5- Beslenme : Eğer çok sık kas krampı yaşıyorsanız vücudunuz bazı mineraller  ( örneğin potasyum ve kalsiyum) yönünden yetersiz besleniyor demektir.Kalsiyum için yağsız süt ve yoğurt , potasyum içinse patates,muz gibi gıdaları tüketmeye özen gösterin.

6- Yetersiz Sıvı : Yeterince sıvı alamamakta kas kasılmalarına sebep olur bunun için gün içinde düzenli su içme alışkanlığı edinin.

7- Yardımcı gıdalar : Bal :Gece ortaya çıkan ayak ve bacak kramplarını engelleyebilir. Elma Sirkesi: Potasyum yönünden zengindir bir çay kaşığı elma sirkesi ve iki çay kaşığı balı sıcak suda karıştırıp içebilirsiniz.

Bütün bunlara rağmen kramplarınız devam ediyorsa bir doktora muhayene olmanız iyi olacaktır. 

Hamilelikte Beslenme 

Dünyada her yıl doğan altı bebekten birinin 2 bin 500 gramın altında ve düşük doğum ağırlığıyla doğduğu ifade edilerek, bu oranın Türkiye’de yüzde 10-12 arası olduğu belirtildi. Düşük doğum ağırlığının en önemli nedenlerinden birinin hamilelikte görülen beslenme bozukluklarıdır ”Gebelik öncesi ve gebelik döneminde yetersiz ve dengesiz beslenme’, anne açısından doğum risklerini beraberinde getirirken, gebelik zehirlenmesi ve anne ölümlerine yol açar. Bebeklerde ise fiziksel ve zihinsel gelişim geriliğine, hastalıklara yakalanma riskinde önemli oranda artışa ve ölü doğuma zemin hazırlar”

-Normal zamanda yediklerinize ek olarak, her gün en az 2 su bardağı kadar süt veya yoğurt tüketin. Bu besinlerin yerine 2-3 kibrit kutusu kadar peynir veya 1-2 kaşık çökelek de tüketmeniz yararlı olacaktır.

-Çiğ süt ve bundan yapılan peynirler zararlı mikropları içerdiğinden pastörize süt ve bu sütlerden yapılan peynirleri tercih edin.

-Normal zamanda yediklerinize ek olarak, bir adet yumurta veya yumurta kadar et, tavuk, balık, bu besinler tüketilemiyorsa kuru baklagil yemekleri, mercimekli veya nohutlu çorbaların tüketilmesine özen gösterin.

-Vitaminler açısından zengin olan taze sebze ve meyveleri her öğünde düzenli olarak tüketmeye çalışın.
Azar azar ve sık aralıklarla beslenin. Uzun süre aç kalmayın.

-Yemeklerde sıvı yağları tercih edin. Gün içinde zeytinyağı da tüketmeye özen gösterin.

-Fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagillerin yanında, C vitamini açısından zengin bol limonlu salata, taze soğan veya meyve tüketin.

-Yemeklerde mutlaka iyotlu tuz kullanın. Böylelikle bebeğinizi guatr hastalığı ve zeka geriliğinden korumuş olursunuz.

-İyotlu tuzu koyu renkli cam kavanozda saklayın. Bu tuzu ışıktan, güneşten ve nemli ortamlardan koruyun. Böylelikle iyodun kayba uğramasını engellemiş olursunuz.

-Gebelikte sıvı gereksinimi artar. Bunu karşılamak için daha fazla su veya süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları içerek sıvı alımınızı artırın. Her gün en az 10 bardak su için.

-Gebelikte anemi (kansızlık) daha sık görülür. Anemiden korunmak için, yumurta, kırmızı et, kuru baklagiller, pekmez ve taze meyve-sebze gibi yiyecekleri daha fazla tüketmeye özen gösterin.

-Çay ve kahve tüketimini en aza indirin. Yemeklerden bir saat öncesi ve bir saat sonrasına kadar çay veya kahve içmeyin. Açık çay tercih edin.

-Tarım ürünlerindeki zararlı olabilecek kalıntıları uzaklaştırmak için, besinleri özellikle sebze ve meyveleri tüketmeden önce çok iyi yıkayın. Bu besinleri en iyi yıkama şekli, yiyecekleri su dolu bir kapta 5-10 dakika bekletmek, bu işlemi birkaç kez tekrarlamak ve sonra çeşme altında bol suda yıkamaktır.

-Sigara ve alkol kesinlikle kullanmayın. Sigara içilen ortamlardan uzak durun.

-Sebze ve kuru baklagillerin haşlama sularının dökülmesi, vitamin ve mineral kayıplarına neden olacağı için haşlama ve pişirme sularını dökmeyin.
Satın alırken taze besinleri tercih edin.

-Aldığınız besinlerin son kullanma tarihi ve içeriğine dikkat edin.

-İçeriği bilinmeyen besinleri gebeliğiniz süresince tüketmeyin.

Hamilelikte D vitamini yetersizliğinin anne karnındaki bebeklerin beyin ve kemik gelişimini olumsuz etkiler, doğumsal katarakt hastalığı ve enfeksiyon risklerini de beraberinde getirir bu sebeple  bütün hamile kadınların günde 10-15 dakika süreyle ve öğle saatleri dışında güneşe çıkmaları faydalı olacaktır 

Gripten Koruyan Diyet 

Kış aylarının kâbusu gripten A ve C vitaminli diyetle korunmak mümkün 
Dondurucu soğuklarda kış hastalıklarına, özellikle gribe yakalanma riski daha da artıyor. Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın en önemli yolunun vücut direncini artırmaktan geçmektedir, “Vücut direncini artırmak için yeterli ve dengeli beslenmek şart” Kışın özellikle A ve C vitamini ihtiyacımızın daha da arttıyor.

Tahta kaşık kullanın
C vitamininin hazırlama ve pişirme aşamalarında çok kolay yok olmaktadır bu sebeple, bu kaybı minimuma indirmek için şunlara dikkat edilmelidir: “Sebze ve meyvelerin taze ve sulu olmasına dikkat edin. Yemekleri pişirirken tahta kaşık kullanın. Salataları yemek piştikten sonra hazırlayın ve hemen servis yapın. Limonu tüketileceği zaman kesip hemen kullanın. Sebzeleri geniş bir kapta yıkayın. Patatesi kabuklarıyla haşlayın.”

1. gün
Kahvaltı: 1 bardak havuç suyu, 1 kibrit kutusu peynir, 1,5 dilim ekmek, domates, yeşil biber
Saat 10.00: 3 mandalina
Öğle: 140 gram dana rosto, 3 kaşık püre, 4 kaşık bezelye, havuç, 1 dilim kepek ekmeği, Salata
Saat 16.00: 3 kestane
Akşam: Yağsız domates çorbası, 5 ızgara köfte, 4 kaşık zeytinyağlı pırasa, 1 dilim ekmek, salata
Gece: 1 elma

2. gün
Kahvaltı: Ballı süt, 1,5 dilim kepek ekmeği, domates ve salata
Saat 10.00: Limonlu şekersiz çay, 3 - 4 diyet bisküvi
Öğle: Mantar çorbası, kıymalı ve pirinçli semizotu, bir kase cacık, salata
Saat 16.00: Şekersiz kuru kayısı kompostosu, 2 diyet galeta
Akşam: Mercimek çorbası, 2 yumurtalı menemen, 1 dilim kepek ekmeği, salata
Gece: Şekersiz kuşburnu çayı, 3 - 4 adet kepekli bisküvi, Light peynir

3. gün
Kahvaltı: Limonlu şekersiz ıhlamur, 2 ızgara sosis, 1 dilim, kepek ekmeği, domates, salatalık
Saat 10.00: 2 havuç
Öğle: 3 yağsız biber dolması, 3 küçük parça ıspanaklı börek, light yoğurt, salata
Saat 16.00: 1 greyfurt, 1 havuç
Akşam: Ezogelin çorba, 1 tavuk göğsü, 4 yemek kaşığı içli pilav, salata
Gece: 2 armut 

İstenmeyen Vücut Tüylerinden Kurtulma Yöntemleri,Epilayson 

İstenmeyen vücut tüylerinden kurtulma isteği hem erkeklerde , hem kadınlarda mevcuttur.Jiletle traş etmek bu konuda ki en geleneksel yöntemdir ama en kötü seçenektir çünkü hem kıllar çok çabuk geri döner hem de jilet ile vücudun çoğu bölgesine ulaşmak mümkün olmaz.Bu sebeple istenmeyen kıllardqan kurtulmak konusunda bir çok alternatif yöntem geliştirilmiştir.

Depilatör olarak adlandırılan krem ve losyonlar istenmeyen kıllardan kurtulma metodların bir tanesidir. Depilatörler içerdikleri kimyasallar örneğin thioglikolik asit içerir ve bu madde yardımı ile istenmeyen kılları çözerek yok eder.Eğer kişinin hassas bir cildi yok ise bu yöntem jilete göre avantaj sağlar ve jiletle traş kadar uzun süre devam eder.

Ağda ise hem jilete hem depilatörlere göre daha uzun süre temizlik sağlar çünkü kılları deri yüzeyinden değil kıl kökünden itibaren temizler.Bu sebeple bu metodla istenmeyen kıllardan dört ila sekiz haftalığına kurtulunmuş olunur.Ağda ile vücut kılı temizliği aynı zamanda cildi yumuşak tutar ve yeniden çıkan kıllar düzenli çıkar.

Elektroliz yöntemi : Bu istenmeyen kıllardan kurtulma yöntemi kalıcı olarak tanıtılmaktadır.Bu yöntemle elektrik yüklü bir iğne yardımı ile saç foliküllerine elektrik verilir ve saç üreten hücre öldürülür.Bu metod her zaman kalıcı olmaz , bazı durumlarda yeni saç üretim hücreleri ölü hücrelerinin yerine geçer.

Laser Epilasyon bütün bu yöntemler içinde en kalıcı sonucu veren istenmeyen kıllardan kurtulma yöntemidir ama aynı oranda da diğer yöntemlere göre daha pahalıdır.Bu metodla ise kıl folikülleri tamamen laser yardımı ile yokedilir ve kalıcı bir temizlik sağlanmış olur. 

Diş Bakımı Diş Sağlığı 

Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişlerin fırçalanması

ve hergün diş  ipliğinin düzenli kullanılması en etkili yoldur. Yiyecek artıkları

en çok dişlerin çiğneme yüzeylerindeki girintilerde ve dişlerin birbirine

değdiği ara yüzeylerde biriktiği için, diş fırçaları küçük başlı seçilmelidir.

Dişlerin iç yüzeyleri, dış yüzeyleri, çiğneyici yüzeyleri ve dilin üstü

fırçalanmalı ve ara yüzlerde diş ipliği kullanılmalıdır. Fırçalar, orta derecede

sert ya da yumuşak kıllı olmalı ve belirli aralıklarda değiştirilmelidirler. Fırça

kıllarının aşınmamış olması ve bakteri taşımayacak bir şekilde muhafaza

edilmesi gerekmektedir. Asla başkasının diş fırçası kullanılmamalıdır. Diş

fırçalama sırasında florürlü bir diş macunu kullanılarak, florürün diş

çürüğünü önlemedeki rolünden yararlanılmalıdır. Florürlü macunlara

yardımcı olarak aynı zamanda ağız kokusunu gidererek ferahlık ve temizlik

hissi veren florürlü gargaralar da kullanılabilir.

Şekerli yiyecekleri ana öğünlerde tüketmeye çalışmak ve yemek aralarında

birşey yememeye gayret etmek de diğer bir önlemdir.

Dişhekimine muntazam aralıklarla başvurmak bir çürüğü önlemek ya da

erken yakalamada en iyi yoldur. Ayrıca sıcak ve soğuğa duyarlı dişler ya da

ağrılı dişlerde veya tebeşirimsi renkte olan başlangıç çürükleri, kahverengi

renklemeler ve oyuklar gibi durumlarda vakit geçirilmeden hekime

başvurulması tedavinin şeklini değiştirecek ve zorluğunu azaltacaktır. 

Botoks 

Botoks normalde botulizim hastalığına sebep olan “Clostridium botulinum” isimli bakteriden elde edilen br proteindir.Derinin altına zerk edilerek yüzdeki  kırışık ve çizgileri yumuşatır veya azaltır.Düşük seviyelerde botox kullanıldığında gerçekte botoks yüz kaslarını rahatlatır ve hareketsiz kılar bu da yüzde düzgün ,yumuşak bir görünüm sağlar.

Botoks son yıllarda bir çok avantajından dolayı artan bir talep görmektedir.Bir cilt gerdirme operasyonuna göre çok kolay uygulanır ve sonuçları hemen görülür.Bir cilt gerdirme operasyonuda ise uzun süre yüzde bandajla gezmek gereklidir ve morluklar ,şişme gibi semptomlar ortaya çıkabilir.Botoks ile ise şişkinlik bir veya iki gün içinde yok olur , botoks uygulandığına dair belirtilerin büyük çoğunluğu ilk yirmi dört saat sonunda yok olur.

Botoks ayrıca bir yüz gerdirme ameliyatına göre hem çabuk hemde daha düşük maliyetlidir.Botoks aynı zamanda kalıcı değildir cild normal haline 3 ila 6 ay içinde dönecektir.Bundan sonra tekrar uygulanabilir veya vazgeçilebilir.

Elbette botoks uygulamasınında riskleri mevcuttur.Çok nadirde olsa botoksa karşı alerjik duyarlılığı olanlar olabilir.Kasları hareketsiz kıldığı için bazen olumsuz görünümler çıkabilir ama geçici olduğu için bunlar uzun sürmeyecektir.

Antibiyotik kullananların botoks yaptırmadan önce muhakkak doktorlarını bu konuda bilgilendirmeleri gerekmektedir.Ayrıca hamile olan kadınlar ve bebek emziren kadınlar bebekleri beslenme için onlara ihtiyaç duymayana kadar uygulamayı ertelemelidirler.

Botoks plastik cerrahiye günümüzde iyi bir alternatiftir.Çabuk uygulanır , daha ucuzdur ve bir şırınga deliği dışında acısızdır.